19-29 MART 2025 TARİHLERİNDE GERÇEKLEŞEN PROTESTOLAR SONRASI ANKARA MAHKEMELERİNİN CEZALANDIRMA EĞİLİMİNİN ARTMASINA İLİŞKİN RAPOR YAYIMLANMIŞTIR

Ankara Barosu Toplumsal Dava ve Hukuk Araştırmaları Merkezi (TODAM) üyeleri tarafından hazırlanan, 19.03.2025 tarihinden itibaren Ankara ilinde gerçekleşen 2911 sayılı kanuna aykırılık iddialarına ilişkin yargılamalara dair tespitleri içeren rapor Meslektaşlarımızın bilgilerine sunulmaktadır.

Ankara Barosu Toplumsal Dava ve Hukuk Araştırmaları Merkezi (TODAM); kuruluşundan bu yana,  Ankara ilinde gerçekleşen toplantı ve gösteri yürüyüşleri için hem alanda gözlem yapmakta hem de bu eylemler nedeniyle açılan soruşturma ve davaları takip etmektedir. Davaların takibi sürecinde, 19 Mart ve devamındaki kitlesel protestoların, en azından Ankara özelinde toplantı ve gösteri yürüyüşleriyle ilgili açılan davalarda verilen kararları -sanıklar aleyhine olacak şekilde- etkilediği izlenimi oluşmuştur. Bu nedenle 19 Mart protestolarının yıldönümünde; 19 Mart ve devamındaki sürecin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımına dair davalarda verilen kararları nasıl etkilediğine dair detaylı bir veri analizi yapılmıştır. 

TODAM olarak takip ettiğimiz toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin davalarda; 19.03.2024-19.03.2025 arasında -yani 19 Mart’tan önceki bir senede- karara çıkan 11 adet dava dosyası bulunmaktadır. ilk derece mahkemeleri tarafından verilen bu kararların ~%45’ünde sanıkların tamamı hakkında beraat, ~%27’sinde  sanıkların tamamı hakkında mahkumiyet; yüzde ~%27’sinde ise sanıkların bir kısmı hakkında beraat, bir kısmı hakkında mahkumiyet kararı verildiği tespit edilmiştir. Buna karşın 19.03.2025-19.03.2026 arasında - yani 19 Mart’tan bu yana geçen bir senede- karara çıkan 10 adet dava dosyasının %20’sinde sanıkların tamamı hakkında beraat, %50’sinde sanıkların tamamı hakkında mahkumiyet, %30’unda ise sanıkların bir kısmı hakkında beraat, bir kısmı hakkında mahkumiyet kararı verildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla 19 Mart öncesinde tesis edilen kararlar ile 19 Mart sonrasında tesis edilen kararlar karşılaştırıldığında hem beraat hem ceza içeren kararların oranının sabit kalırken beraat kararlarının oranının %45’ten %20’ye gerilediği, mahkumiyet kararlarının oranının ise %27’den %50’ye çıktığı tespit edilmiştir. 

Bir başka deyişle, 19 Mart 2025 öncesindeki ve sonrasındaki bir senelik zaman dilimleri karşılaştırıldığında, merkezimizce takip edilen toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımı ile ilgili davalarda beraat kararı çıkma oranı yarı yarıya azalmış, mahkumiyet kararı çıkma oranı ise iki katına çıkmıştır. 19 Mart ve devamındaki kitlesel protestoların yerel mahkemelerin cezalandırma eğiliminde artışa sebebiyet verdiği istatistiki verilerle ortaya çıkmaktadır. Söz konusu dosyaların bir kısmı halen istinaf aşamasında olup; istinaf incelemesinden geçen dosyaların bir kısmı kesinleşmiş, bir kısmı bozulmuş, bir kısmı ise kısmen kesinleşmiş ve kısmen bozulmuştur. Genel tablo ise mahkemelerin toplantı ve gösteri yürüyüşü ile alakalı olarak açılan davalara yaklaşımının ve karar refleksinin 19 Mart 2025 tarihinden sonra sanıklar aleyhine olacak şekilde değiştiği gözlemlenmiştir. 19 Mart 2025 tarihinden önce verilen mahkeme kararlarında toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının Anayasanın 34’üncü maddesinde güvence altına alındığı daha çok göz önünde bulundurulmaktayken bu tarihten sonra bu husus gözetilmeksizin mahkumiyet kararı verme eğiliminin artması endişe vericidir. 

Esasen bu konudaki tüm istatistiki verileri elinde bulunduran Adalet Bakanlığı toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını ilgilendiren soruşturma ve davalarla ilgili detaylı bir veri paylaşmadığı için merkez tarafından takip edilen dosyalar üzerinden bir değerlendirme yapılmıştır. Bir diğer anlatımla, belirli bir zaman dilimi içerisinde kaç kişinin hangi suçlamadan yargılandığı, kaç kişinin ceza aldığı ve kaç kararın kesinleştiği gibi bilgileri eksiksiz olarak elinde bulunduran Adalet Bakanlığının bu konuda bir bilgi paylaşımı bulunmamaktadır.

Yurttaşları Anayasal koruma altındaki bu hakkı kullanmaktan yargı eliyle caydırmaya yönelik değişimin ve bu yöndeki girişimlerin karşısında olacağımızı ve tüm bu dosyalarda; olağan kanun yollarının yanı sıra AYM ve AİHM süreçlerinin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz.