DUYURU

KAMUOYUNA

Son günlerde siyasi iktidarın, bir zamanlar FETÖ projesi olan Baroları bölerek ve seçim sistemlerine müdahale ederek siyasi hegemonya altına alınma düşüncesinin somut olarak dillendirilmeye başlandığı, hakim medya yoluyla tek taraflı ve çarpıtılmış bilgilerle kamuoyunda algı oluşturulmaya çalışıldığı ve maalesef avukatların yasasının avukatlardan ve barolarından dahi gizlenerek değiştirilmeye çalışılan bu süreçte TBB başkanının da en hafif deyimle bu tavrı sahiplendiği görülmektedir.

Ülkemizin adalet bakanının bile bilgisi olmadığını açıkladığı bir taslaktan bahsedilmekte ise de, son dönemdeki gelişmelerden, kamuoyuna yansıyan bilgilerden bizatihi kendi yönetim kurulu ile bile ters düşerek, barolarımızın oluşumu, görevleri ve seçim sistemleriyle ilgili kazanımlarımızı yok etme ve anayasal haklarımızın budanması noktasında, TBB Başkanının kendi kişisel ikbali için siyasi iktidarla kol kola olduğu, hatta bu hazırlığın arkasında ve/veya işbirlikçisi  olduğu anlaşılmaktadır.  

Barolar ve avukatlar dışlanarak yapılan bu gizli çalışmanın hiçbir şekilde kabul edilmediği ve edilmeyeceği  Baro başkanlarımızın ortak basın açıklamaları ile defalarca ilan edilmiştir. Bu amaçla Ankara yürüyüşü organize edilerek uygulanmıştır. Baro başkanlarımızın tamamen anayasal bir hakkın kullanımından ibaret demokratik/barışçıl protesto yürüyüşünü engellemek ve başkanlarımızı, Ankara’ya sokmamak için siyasi iktidarın yasa dışı ve en basit insan haklarını dahi hiçe sayan engelleme ve hatta fiili gözaltı uygulamalarına başvurduğu ve bunların suç teşkil ettiği açıkça ortadadır.  Baro başkanlarımıza reva görülen bu uygulamaları şiddetle kınıyoruz.

Nihayetinde, Baro başkanlarımızın 27 saat süren bu haklı direnişi ile polis devleti uygulaması olan  abluka kırılmış, avukatlar ve barolar olmaksızın, artık avukatları temsil yeteneğini yitirmiş bir TBB başkanının müzakere görüntülü işbirliğiyle TBMM’ne getirilecek hiçbir değişikliğin kabul edilmeyeceği, hak ve kazanımlarımıza yönelecek, hak kayıplarımıza yol açacak her türlü girişime karşı meşru direnme hakkının her koşulda kullanılacağı gösterilmiştir.

Bu süreçle ilgili tespitlerimizi paylaşmaktayız.  

1. Avukatlık yasasında, tek taraflı, barolar ve avukatlar dışlanarak, meşruiyetini yitirmiş TBB Başkanı muhatap alınarak yapılması düşünülen her değişiklik dayatmadır ve asla kabul edilmeyecektir. Bu süreçte meslek onurumuzu layıkıyla temsil eden, haklı gerekçelerle hukuk mücadelesini yürüten ve diğer il barolarıyla iletişimi ve koordinasyonu başarıyla sağlayan ve sürdüren Ankara Barosu Yönetim Kurulu’nun ve Başkanımızın yanında olduğumuzu kamuoyuna bir kez daha duyuruyoruz.

2. Gizlice yürütülen, özelde mesleğimize ve genelde bağımsız hukukçu duruşumuza yönelik bu saldırının ana hatlarını açıklayan siyasi iktidarın TBMM Grubu başkan vekiline göre, hedeflerinde Çoklu Baro yoluyla barolarımızın bölünerek etkinliklerinin yok edilmesine ve asla olmadığı halde nispi temsil adı altında seçim sistemimizi bozan antidemokratik bir düzenlemeye karşı, ayrımsız tüm barolarımız ve meslektaşlarımızla birlikte her türlü meşru direnme dayanışmayla örgütlenmeli ve kullanılmalıdır.

3. Tabi olduğu kendi meslek yasamız Av.K.’nun amir hükmünü bile yok sayan, kendi ikbali uğruna baro başkanlarımızı ve meslektaşlarımızı terör örgütleriyle iltisaklı göstermekte sakınca görmeyen, ötekileştirici ve bölücü tavırlarıyla tüm saygınlığını yitirmiş, baro başkanlarımızı demokratik bir hak  kullanımından ibaret yürüyüşünde yalnız bıraktığı gibi, yandaş medyada yalanlara dayalı  algı yaratmaya ve hatta hedef göstermeye cüret etmiş TBB Başkanının hiçbir meşruiyeti, Baroları temsil etme yeteneği ve yetkisi kalmamıştır.

4. Baro başkanlarımızın direnişinin akabinde gizlice hazırlanmış yasa teklifinin TBMM’ne getirileceğine ilişkin haberler, siyasi iktidarın her türlü itiraza rağmen dayatmaya kararlı olduğunu gösterdiğinden, başkanlarımızın haklı ve meşru direnişinin ülkemizdeki tüm baroların üyesi avukatların katılımıyla taçlandırılarak yükseltilmesi haklı mücadelemiz için artık zorunluluktur.

5. Elbette arzu edilen ve olması gereken siyasi iktidarla müzakere etmektir. Ancak ortadadır ki, siyasi iktidarın müzakere anlayışı, kendi siyasi argümanlarından ibaret dayatmalarına teslimiyeti istemekten ibarettir. Bu nedenle ve bu aşamada, Barolarımızın ve meslektaşlarımızın başından itibaren içerisinde olmadıkları hiçbir teklifin müzakeresinin olamayacağı tartışmasızdır. Gerçek anlamda bir müzakerenin başlaması için, gizlice hazırlanan meçhul teklifin geri çekildiğinin, mesleğimizin ve meslektaşlarımızın yararına olan düzenlemeler için, Barolarla birlikte sil baştan çalışmaya başlanacağının kamuoyuna açıklanması, değil müzakere, iletişim için dahi vazgeçilmez zorunluluktur.

6. Baro başkanlarımıza yürüyüş sırasında yapılan ve açıkça hürriyeti tahdit ve işkence suçlarını oluşturan keyfi uygulamalar nedeniyle, bu insanlık dışı uygulamaların talimatını verenler ve açıkça anayasaya ve kanunlara aykırı ve konusu suç teşkil eden bu talimatları uygulayanlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca re’sen soruşturma açılmaz ise Baromuz adına suç duyurusunda bulunulmalıdır.   

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

Ankara Barosu Meclisi