DUYURU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU´NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

24 Aralık 2019 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren, Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun[1] ile 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun (YUKK) bazı maddelerinde esaslı değişiklikler yapılmıştır. 

Söz konusu değişiklikler, Türkiyede bulunan yabancıların, özellikle sığınmacılar ve mültecilerin hukuki durumunu yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle Ankara Barosu Mülteci Hakları Merkezi olarak söz konusu değişikliklere ilişkin görüş, düşünce ve kaygılarımızı kamuoyu ile paylaşmak istedik. 

Bu değişiklikler neden ile yabancıların, özellikle mültecilerin hukuki durumu hem olumsuz hem olumlu yönde etkilenmektedir.

Yapılan değişikliğe göre YUKK madde 53/3-birinci cümlede yer alan on beş günlük itiraz süresi, yedi güne indirilmiştir. Söz konusu değişiklikten önce, hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı / mülteci veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde idare mahkemesine başvurabilirdi. Son değişiklikten sonra sınır dışı etme kararına karşı yedi gün içinde idare mahkemesine başvurma şartı getirilmiştir. Uygulamada yaşanan sıkıntılar ve Geri Gönderme Merkezlerinde (GGM) tutulan mültecilerin hukuki desteğe erişimdeki fiili zorluklar ve engeller göz önünde bulundurulduğunda, son değişiklikler yeni ihlalleri beraberinde getirecektir. Sınır dışı edilmek istenen mültecinin nerde tutulduğunu tespit etmek bazen günlerce sürebilmektedir. Kaldı ki sınır dışı etme kararına karşı kapsamlı itiraz layihası yazmak için yedi günlük süre yeterli olmadığı durumlar olacaktır. Mülteci hukukun doğası gereği, itiraz layihası yazmadan önce avukatın mülteci ile görüşüp, ülkesinden kaçış nedenini kapsamlı olarak öğrenmesi gerekmektedir. Ayrıca menşe ülkesinde mültecinin aleyhine açılmış olan bir soruşturma veya dava var ise bu evrakın Türkiyeye getirilmesi isteyebilir ki, söz konusu evrakın Türkiyeye getirilmesi bazen birkaç gün sürebilir. Bununla birlikte, menşe ülke bilgisi toplamak ve toplanmış olan menşe ülke bilgisini somut vakıaya uygulamak ayrıntılı bir çalışmayı gerektirmektedir. Oysaki yedi günlük süre, bu işlemleri ve araştırmaları yapmaya yetmeyebilir. Hele birde yabancı/mülteci yedi günlük sürenin sonlarına doğru avukata ulaştıysa, avukatın söz konusu işlemleri ve araştırmaları yapması daha zorlaşacaktır. Dolayısı ile hukuki desteğe erişimde ve sağlıklı kararların alınmasında ciddi sorunların yaşanması muhtemeldir.  

Öte yandan YUKK madde 57ye yeni bir fıkra eklenmek sureti ile İdari gözetim altına alınan yabancıların uyruklarının tespit edilmesi amacıyla elektronik ve iletişim cihazları göç idaresi yetkililerince incelenebilecektir. Söz konusu fıkra son değişiklikle YUKKa eklenmiş bulunuyor ve göç idaresi yetkilileri hakim veya savcı kararı olmadan idari gözetim altına alınan yabancıların elektronik ve iletişim cihazlarını inceleyebilecek.

Bilindiği üzere genel anlamda, bir suçun işlendiği öne sürülerek başlatılan soruşturma kapsamında savcı veya hakim kararı ile kişilerin elektronik ve iletişim cihazları delil elde etmek amacıyla ve ilgili yasalarda belirtilen usul dikkate alınarak bilirkişi marifeti ile incelenebilir. Fakat YUKK madde 57ye eklenen 8. fıkraya göre, yabancıların elektronik ve iletişim cihazları, yargı mercilerince alınmış bir karar olmaksızın ve usul dikkate alınmadan, göç idaresi personeli tarafından incelenebilecektir ki, bu durum özel hayatın gizliliğini ortadan kaldırabilecek.

Diğer bir konu ise uluslararası korumaya başvuran yabancıların sigortalılık durumudur. YUKK madde 89/3-ada yapılan değişiklikle, herhangi bir sağlık güvencesi olmayan ve ödeme gücü bulunmayan uluslararası koruma başvuru sahipleri, kayıt tarihinden itibaren bir yıl süre ile 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerine tabi tutulmuştur. Yani, herhangi bir sağlık güvencesi olmayan ve ödeme gücü bulunmayan uluslararası koruma başvuru sahipleri genel anlamda bir yıl süre ile sağlık sigortasından yararlandırılacaktır. 

Yıllardır başvurularının sonuçlanmasını ve en azından kendileri ile mülakat yapılmasını bekleyen yüzbinlerce başvurucusun genel sağlık sigortasını bir yıllık süre ile kısıtlamak, hem toplumla iç içe yaşayan yüzbinlerce mültecinin, hem yurttaşların genel sağlık durumunu tehlikeye atacaktır. Dolayısıyla yasada öngörüldüğü gibi altı ay içerisinde uluslararası korumaya başvuran yabancıların iltica başvuruları sonuçlanırsa, sigorta durumunun bir yıl ile sınırlandırılması makul gibi görünse de Türkiyede yıllarca beklemek zorunda kalan yüzbinlerce mültecinin sağlık sigortasının bir yıl ile sınıflandırılması, mülteci gerçeği ile uyuşmamaktadır.

Bilindiği üzere YUKK madde 78 uyarınca uluslararası koruma başvuruları, kayıt tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Genel Müdürlükçe sonuçlandırılır...” Fakat uygulamada, bazı istisnalar dışında, madde 78de öngörülen altı aylık süreye uyulmamakta ve 4-5 yıl önce uluslararası koruma başvurusunda bulunan ve kaydı alınan yüzbinlerce başvurucunun başvurusu henüz sonuçlanmamıştır. Hatta bu kişiler ile mülakat da yapılmamıştır. Dolayısı ile hukuki durumları belirsiz olan yüzbinlerce mültecinin sağlık sigortasının bir yıl ile sınıflandırılması, mülteci gerçeği ile uyuşmamaktadır.

Diğer yandan YUKK madde 89/3-a-son cümleye göre başvurusu hakkında idarece olumsuz karar verilen yabancılar genel sağlık sigortası kapsamından çıkarılır.” Oysaki başvurusu hakkında olumsuz karar verilen yabancı, bu karara karşı yargı yoluna başvurabilir. Bilindiği üzere yargı yoluna başvurulduğunda, söz konusu başvurunun sonuçlanması aylar ve bazen yıllarca sürebilir. Dolayısı ile itirazının sonuçlanmasını bekleyen yabancı, bu süre içinde ihtiyaç sahibi olsa bile sigortasız kalacaktır. Açıklanan olumsuz değişikliklerin yanında olumlu gelişmelerin olduğunu da belirtmek isteriz. Bilindiği gibi YUKK madde 53/3, 2018 tarihinde değiştirilmiş[2] ve göç idaresi 54’üncü maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında olan yabancıları, sınır dışı kararına karşı itiraz yoluna başvursa bile sınır dışı edilebiliyordu. Yani göç idaresi, idare mahkemesinin kararını beklemeden 54’üncü maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında olan yabancıları sınır dışı ediyordu. Fakat son değişiklikle YUKK madde 53/3-son cümlesinde yer alan 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası kapsamındakiler hariç” ibaresi madde metninden çıkarıldı ve bu madde eski haline geri dönmüş oldu. Böylece, hakkında sınır dışı kararı verilen yabancı, YUKK madde 54/1-b,d ve k kapsamında olsa bile, yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilemez.

Diğer bir olumlu değişiklik ise idari gözetime alternatif yükümlülüklerin getirilmesi olmuştur. YUKKa eklenen 57/A maddesine göre 57nci maddenin ikinci fıkrasında sayılan yabancılara ya da idari gözetimi sonlandırılan yabancılara aşağıdaki idari gözetime alternatif yükümlülüklerden bir ya da birkaçı getirilebilir:

  1. Belirli adreste ikamet etme,
  2. Bildirimde bulunma,
  3. Aile temelli geri dönüş,
  4. Geri dönüş danışmanlığı,
  5. Kamu yararına hizmetlerde gönüllülük esasıyla görev alma,
  6. Teminat,
  7. Elektronik izleme.

Söz konusu alternatif yükümlülüklerin yasaya eklenmesi bir nebze de olsa yabancıların durumunu iyileştirecektir.

 

Ankara Barosu Mülteci Hakları Merkezi

 

[2] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/03/20180308M1-3.htm

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun