BASIN AÇIKLAMASI

AVUKATLIK MESLEĞİ, UCUZ TANIMLAMALARLA RENCİDE EDİLEMEYECEK KADAR KUTSALDIR

Ankara Ticaret Odası Başkanı Sayın Gürsel Baran’ın avukat bulundurma zorunluluğuna yönelik olarak kullandığı “bankamatik avukat” tanımlaması, talihsiz açıklamadır.

Unutulmamalıdır ki avukatlık, öncelikle bir kamu hizmetidir. Avukatlar, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ederler.

Avukatlık mesleği, bu tür ucuz tanımlamalarla rencide edilemeyecek kadar kutsal bir meslektir.

Talihsiz tanımlama, Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, belli şartları haiz anonim şirketler ile yapı kooperatiflerine getirilen avukat bulundurma zorunluluğuna dayanmaktadır. Bu hüküm, TBMM’de ender görülecek biçimde, bütün grupların üzerinde hemfikir olarak tamamen uzlaştıkları bir metin haline dönüşerek kanunlaşmıştır.

Kanunun gerekçesinde, maddenin getiriliş amacı, “…yargının üzerindeki yükün azalmasına, mahkemelerin iş yükünün azaltılmasında sürati sağlamaya yöneliktir. Yargının üç unsurundan biri olan savunmanın çağdaş bir hale getiriliyor olmasının temelini teşkil eden bir adım…”  olarak Meclis tutanaklarına geçmiştir.

Avukatlık Kanunu’nun ilgili hükmünün iptali istemiyle açılan davayı Anayasa Mahkemesi, 30.06.2011 tarih ve 2010/10 E. 2011/110 K. sayılı kararı ile reddetmiştir. Kararın gerekçe bölümünü, Ankara Ticaret Odası Sayın Başkanı’nın ve kamuoyunun dikkatine sunuyoruz:

“…Küçük sermaye birikimlerini büyük mali, ticari ve sanayi kuruluşlar durumunda toplayan anonim şirketler, günümüzde en önemli iktisadi ve sosyal müesseseler arasında yer almışlardır. Bünyelerinde pay sahiplerine, şirket çalışanlarına, şirket alacaklılarına ve topluma ait birbiriyle çatışan farklı çıkarları barındıran anonim şirketler, sağladıkları büyük sermayelerle sınırlı sorumluluğun ve tüzelkişi olmanın verdiği olanaklardan da yararlanarak önemli girişimler gerçekleştirmişler ve ülkelerinin kalkınmalarında yararlı olmuşlardır. Bu bakımdan özelikle esas sermayesi büyük olan anonim şirketlerin, bünyelerinde barındırdıkları farklı çıkarlar arasında denge kurulabilmesi ve halkın bu şirket türüne olan güveninin sarsılmaması için kârlılık ve çağdaş işletmecilik esaslarına uygun olarak verimli biçimde çalıştırılmaları büyük önem taşımaktadır. Anonim şirketlerin çok sayıda ortağı ilgilendiren faaliyetleri, bu kuruluşların toplumda pay sahibi ve yatırımcı kitlesini, çalışanları ve üretilen mal ve hizmetlerin pazarlandığı piyasayı aşan sosyal ve ekonomik etkiler oluşturmalarına yol açmıştır...

…. Türk Ticaret Kanunu’nun 272. maddesinde öngörülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketlerin sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorunda oldukları belirtilerek esas sermayesi belli büyüklüğe ulaşmış anonim şirketlerin, kurumsal varlıklarını bünyelerinde barındırdıkları farklı çıkarlar arasında adil bir denge kurarak devam ettirebilmeleri için başlangıçtan itibaren yaptıkları her türlü işlemin daha sonra hukuki uyuşmazlığa yol açmayacak şekilde sağlam bir hukuk temelinde yapılması ve bu şekilde kârlılık ve çağdaş işletmecilik esaslarına uygun olarak verimli biçimde çalıştırılabilmeleri amaçlanmıştır.

Başvuru kararında itiraz konusu kural ile getirilen avukat bulundurma zorunluluğunun kapsamının açık ve net olarak belirlenmediği ileri sürülmekte ise de itiraz konusu kuralın gerekçesinde yargı önüne giden uyuşmazlıkların büyük bir kısmının hukuki ilişki kurulurken gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklandığı belirtildiğinden, yapılan düzenleme ile anonim şirketlerin sadece taraf oldukları davalarda değil, hukuki uyuşmazlık doğmadan önce de avukat bulundurarak, avukatın hukuki yardımından yararlanmalarının amaçlandığı anlaşılmaktadır…”

Kamuoyuna saygı ile duyururuz.

ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞI