BASINA VE KAMUOYUNA

BASINA VE KAMUOYUNA

Ankara Barosu ve OHAL’i durdurabiliriz diyerek yan yana gelen hukukçular olarak bugün OHAL uzatma kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımak üzere bir aradayız.

TBMM’nin 18.01.2018 tarih ve 51 no.lu birleşiminde, 1178 sayılı karar ile Olağanüstü Hal süresinin altıncı kez uzatılmasına karar verilmesiyle 21.07.2016’da ilan edilen OHAL, bugün 20. ayını tamamlamak üzere. Bu 20 aylık süre, hak ihlalleriyle yoğrulmuş, OHAL, olağanüstü hukuksuzluğun olağanlaştığı bir rejimin inşasının temel aracı olmuştur.

OHAL BİR TEDBİR OLARAK DEĞİL, BASKI REJMİNİ KALICILAŞTIRMAK ÜZERE DEVAM ETMEKTEDİR

Yasal mevzuattaki pek çok önemli değişikliklerin yanı sıra, OHAL KHK’ları ile herhangi bir yargı kararına gerek duyulmaksızın, kamu çalışanlarına, dernek ve vakıflara, medya kuruluşlarına, şirketlere ve belediyelere yönelik, ihraç, kapatma, mal varlıklarına el koyma ve kayyım atama gibi çeşitli ağır tedbirler uygulanmıştır. 20 ayı aşkın bir süredir devam eden ve süresi altı defa uzatılan OHAL süresince 115.516 kamu çalışanı için ömür boyu kamu görevinden ihraç kararı verilmiştir. 24 Aralık 2017 tarihi itibarıyla 117 üniversiteden, 5822 akademisyen ihraç edilmiştir.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun Temmuz-Eylül 2017 dönemini kapsayan Üç Aylık Raporuna göre aktif büyüklüğü 47 milyar TL’ye yaklaşan toplam 1022 şirket ve ticari işletmeye kayyım atanmıştır. Bu işletmelerde istihdam edilen çalışan sayısı yaklaşık 49.928 kişiydi.

Ayrıca OHAL müeyyideleri sebebiyle gerçekleşen intiharları da Yaşam Hakkı ihlali kapsamında saymak gerekir. 15 Temmuz’daki kalkışmanın ardından yürütülen soruşturmalar kapsamında hakkında işlem yapılan kişiler ya da yakınlarından en az 35 kişi intihar etmiş, 4 kişi de intihar girişiminde bulunmuştur.

Elbette tüm yasa dışı eylemler cezalandırılmalıdır,ancak Adil Yargılanma ve Adil bir Hukuk Düzeniyle…

 

Oysa OHAL, gerek Anayasa, gerekse AİHS'e göre sıkı ve zorunlu koşulları olan bir tedbirdir. OHAL’in kısa süreli bir istisna olması gerekir. OHAL'de temel hak ve özgürlükler kısıtlanabilmekte, yasama yetkisi fiilen Cumhurbaşkanı başkanlığındaki Bakanlar Kuruluna devredilmekte, Kanun Hükmünde Kararnameler yoluyla yerleşik kanun maddeleri değiştirilmekte ve OHAL KHK'larına Anayasa Yargısı denetimi kapatılmaktadır. Hukuksal ve yargısal tüm denetim mekanizmalarının devre dışı kaldığı, Anayasanın ihlal edilebildiği, ceza usul rejiminin keyfileştiği, uzun gözaltı sürelerinin normalleştiği, savunma haklarının kısıtlandığı, idari soruşturmaların ve cezaların kuralsızlaştığı OHAL uygulamasının, koşulları olmamasına rağmen ve keyfi olarak uzatılması, AİHS ve Anayasada yasaklanan “Sözleşme’de öngörülmüş olandan daha geniş ölçüde sınırlandırılmama” ilkesinin ve AİHS’in “Olağanüstü hallerde askıya alma” koşulu olan “durumun kesinlikle gerektirdiği ölçü” kriterinin açıkça ihlalidir.

OHAL’DE ADİL YARGILANMA HAKKI, SAVUNMA HAKKI YOK SAYILMAKTADIR

Tüm bu hukuk üstü olağanüstü süreçte, savunma hakkına, adil yargılanma hakkına ve avukatlık mesleğine dönük onlarca Anayasaya aykırı uygulama ve düzenleme yapılmıştır. Derogasyon yasağı altındaki “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi fiilen askıya alınmış, uzun gözaltı ve tutukluluk süreleri, avukatın görüşme ve sır saklama hak ve yükümünün ihlalleri, savunma dokunulmazlığının yok edilmesi OHAL ile olağanlaştırılmıştır.  OHAL’de, gözaltı, tutuk, muhakeme, infaz rejiminde politik süjelere bambaşka bir hukuk rejimi özgülenmiş; süreç insan hakları ihlalleriyle dolu bir sistem inşasına kadar ulaşmıştır. Böylece Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde bağıtlanan koşullarına aykırı olarak ilan edilen ve uzatılan OHAL, temel hakların süresiz kısıtlanmasına sebep olan, demokrasi dışı bir kanunsuz ceza hukuku rejimi de yaratmış olmaktadır.

OHAL’de insan hakları ihlalleri adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı ihlalleriyle sınırlı değildir. Hukuk Devleti İlkesi, Toplanma ve Gösteri Hakkını da kapsayacak biçimde İfade Özgürlüğü, Etkili Başvuru Hakkı, İşkence ve Kötü Muamele Yasağı, Özgürlük ve Güvenlik Hakkı, Mülkiyet Hakkı, Eğitim Hakkı keyfi şekilde ihlal edilmektedir. Tüm bu ihlallere ve dayanağı olan OHAL ve OHAL süre uzatımına karşı bir başvuru yolu düzenlenmemesi sebebiyle de AİHS md.13’de düzenlenen yeterli ve erişilebilir bir “etkili başvuru hakkı” ihlal edilmiştir.

OHAL’E KARŞI İNSAN HAKLARINI SAVUNMAK BAROLARIN, AVUKATLARIN GÖREVİDİR

Avukatlık Kanununda baroların amaçları “hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak” olarak tanımlanmış, baroların görevi ise “Avukatlık onurunun ve meslek düzeninin korunmasını sağlamak”, “Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak” şeklinde düzenlenmiştir.

Adil yargılama hakkı ve bu hak bağlamındaki yargılama rejimi ve kurallarındaki gelişmeler, ceza usul hukukundaki gelişmeler, hem kategorik olarak, hem de üst başlık olarak doğrudan baroları ve avukatları ilgilendirmektedir.

Bizler OHAL’e karşı, haklarımızı savunmayı ve ilerletmeyi kendimize bir hak ve görev olarak görmekteyiz. Bu nedenlerle OHAL uzatma kararına karşı AİHM içtüzüğünün 39. Ve 41. Maddeleri uyarınca tedbir ve ivedi inceleme talebiyle başvuru yapıyoruz.

SİYASİ İKTİDARIN KEYFİ VE HUKUKA AYKIRI OHAL SÜRE UZATIMI TEDBİREN DURDURULMALIDIR

Görülmektedir ki iktidar, anayasal düzeni ve tüm mevzuatı değiştiren başka bir siyasal süreç örmek üzere OHAL’i kötüye kullanmaktadır. Altıncı kez uzatılan OHAL ile hukukun antidemokratik ve baskıcı bir biçime doğru kalıcı şekilde değiştirilmesi ve anlatılagelen ihlaller telafisi imkansız zararlar doğurmaktadır. Bu nedenle TBMM’nin 18.01.2018 tarih ve 51 no.lu birleşiminde, 1178 sayılı karar ile Olağanüstü Hal (OHAL) süresinin altıncı kez uzatılmasına ilişkin karar, AİHM İç Tüzüğünün 39. maddesi uyarınca bir tedbir kararıyla durdurulmalıdır. Sonuç olarak OHAL süre uzatım kararının tedbiren durdurulmasına dair bir tedbir kararı verilmesi talebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Ankara Barosu adına başvuru yapıyoruz. Bugün AİHM’e yaptığımız başvuru bu hukuksuzluğu olağanlaştırmayacağımızın bir kez daha ilanıdır.

Ankara Barosu ve OHAL’e Karşı Hukukçular olarak, OHAL’i durdurmak için mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz.  İnanıyoruz ki, OHAL’e artık yeter diyen hak savunucularıyla birlikte mücadelemiz ülkenin dört bir yanında büyüyerek OHAL karanlığına son verecektir.

OHAL’de YETER

ÖZGÜRLÜK, ADALET, DEMOKRASİ İSTİYORUZ!